Metin Yüksel 60. Hejmar / 0:00
Mehmed Emin Bozarslan’ın Ardından

Mehmed Emin Bozarslan’ın Ardından

Mehmed Emin Bozarslan 22 Ocak 2026 tarihinde vefat etti.1 15 Eylül 1934’te Lice’nin bir köyünde başlayan ve İsveç’in Uppsala kentinde sona eren hayat hikâyesinin bakiyesi eserleri ve okumaya, araştırmaya ve yazmaya adanmışlığı oldu. Özellikle de Türkiye’de uzun yıllar sözlü ve yazılı ifadesi yasaklanan ve cezalandırılan Kürdçe’nin2 hayatta kalma hikâyesinde Mehmed Emin Bozarslan esasi bir konuma ve öneme sahiptir. Bu anma yazısı, az bilinen Türkçe çalışmalarına vurguyla Bozarslan’ın hikâyesine ışık tutmaktadır.


Bozarslan’ın eserlerini sunmaya geçmeden önce bunların benim için sahip olduğu anlama kısaca işaret etmem gerekli görünüyor. 2000’lerin ikinci yarısında Kürdçe okumaya başladığımda ilk okuduğum eserler Cegerxwîn’in şiirleri ve Mehmed Emin Bozarslan’ın sözlü gelenek derlemeleriydi. Cegerxwîn’in ve Bozarslan’ın çalışmaları iki bakımdan önem arz etmekteydi. Birincisi, konuşma dilinden yazılı ifadeye geçiş zorlayıcı bir eşik olduğundan okuyacağım ilk metinlerin sade, açık ve anlaşılır olması önemliydi. Bu özellik hem Cegerxwîn’in şiirlerinde hem de Bozarslan’ın derlemelerinde vardı. İkincisi, Cegerxwîn ve Bozarslan, Kürdçe’nin kaynak değerini bana gösterdi ve Kürdçe kaynakların tarihsel incelemeler için kullanılması gerektiğini idrak etmemde rehber oldu. Bu okumalarımın ilk ürünü Bozarslan’ın entelektüel biyografisine odaklanan bir makale oldu. Cegerxwîn’in “Molla, Uyan” (“Mela Rabe”) başlıklı şiirinden dizelerle başlayıp yine bu şiirden dizelerle sona eren bu makale böylece benim için önemli olan bu iki aydını bir araya getirmekteydi.3 Bu makale için yürüttüğüm araştırma sürecinden güzel bir hatıra ise telefon üzerinden Bozarslan’la tanışma onuruna kavuşmamdı. Zaman zaman kendisini rahatsız edip eserlerine dair sorular sorduğum Bozarslan sorularıma hep sabırla ve nezaketle cevap verdi.


Bu arkaplana yaslanan anma yazısının öncelikli amacı, Bozarslan’ın 1960’larda başlayıp 2020’lere kadar devam eden yazarlık serüveninin bir resmini çıkarmaktır. İkinci olarak, bu yazı Bozarslan’ın bilinmeyen Türkçe çalışmalarına dikkat çekmektedir. Bunun sebebi, 1960’larda ve 1970’lerde yayımlanan bazı eserleriyle Cumhuriyet gazetesinde çıkan haber-yorum ve röportajları pek az bilinmekte veya hiç bilinmemektedir. Nitekim Bozarslan’ın kitaplarında yer alan biyografisinde,4 hakkında yayımlanan Türkçe bir kitap bölümünde5 ve ölümünden sonra çeşitli çevrimiçi mecralarda dolaşıma giren haberlerde bu eserlerinden pek söz edilmemektedir. Bozarslan’ın kendi hayat hikâyesi başta olmak üzere, bütün bu anlatılarda haklı olarak onun Kürd dili, kültürü ve tarihine dair kitapları öne çıkmaktadır. Bununla beraber, Türkçe eserleri de onun entelektüel serüveninin bir parçası olduğundan bunların gözardı edilmesi mümkün değildir. Bu anma yazısının bir diğer amacı ise Bozarslan’ın dert edindiği meselelerin sadece makro-siyasal, kültürel ve toplumsal meseleler olmadığına ve aydın olma sorumluluğunun aile yaşamında da yansımasını bulduğuna işaret etmektir. Bu gözlem, eşi Fatma Bozarslan’la oğlu Gani Bozarslan’ın çalışmalarının hayatta kalmasında oynadığı rolde temellenmektedir. Son olarak, bu yazıda Bozarslan’ın 1960’lardan 2020’lere kadar izi sürülebilecek meramının, söyleminin ve bakışının tarihsel bir izleğini göstermesi amacıyla kitaplarında yer alan hayat hikâyesi, önsözler, sunuşlar, dipnotlar ve arka kapak yazılarından bol ve uzun alıntılar yapılmaktadır. Bunların yanında, Bozarslan’ın adının geçtiği ve daha önce yayımlanmamış iki arşiv belgesinden de uzun alıntılara yer verilmektedir. Bütün bu alıntılar sayesinde hem Bozarslan’ın sözü daha çok görünür olmakta hem de Bozarslan’ın çalışmaları ilk elden verilerle tarihsel bağlamına oturtulmaktadır.


Devamı Kürt Tarihi Dergisi'nin 60. Sayısında

  • Bu içeriği paylaşmak ister misiniz?