2026’nın Ocak ayında, Kürt araştırmaları ve Kürt dili ve edebiyatı alanlarının en değerli isimlerinden biri olan Mehmed Emin Bozarslan hocamızı kaybettik. 1960’lı yıllardan bu yana, olağanüstü bir emeğin neticesi olarak ortaya koyduğu çalışmalarıyla, Kürt tarihi, dili ve edebiyatı alanlarında çalışan tüm araştırmacıların üzerinde büyük bir etkisi ve emeği olan hocamızı saygı ve minnetle anıyoruz. Bu sayımızda Metin Yüksel, Mehmed Emin Bozarslan’ı çok değerli bir anma yazısıyla uğurluyor.
Metin Yüksel yazısında, Kürt medreselerinde eğitimine başlayıp kendi kendini yetiştirmiş, bütün hayatını okumaya ve araştırmaya adamış, toplumcu ve devrimci bir Kürt aydınının portresini çiziyor. Bu yazı sayesinde, Bozarslan’ın, fazla bilinmeyen Türkçe çalışmaları, Arapçadan çevirileri ve Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan haber-yorum ve röportajlarıyla birlikte, şair eşi Fatma Bozarslan ve 1978’de katledilen oğlu Gani Bozarslan’ın eserlerinden de haberdar oluyoruz. Metin Yüksel, titiz bir çalışmayla hazırladığı kapsamlı bir Bozarslan bibliyografyasını da okuyucuya sunuyor.
Mahmut Akyürekli “Şeyh Sait Ayaklanması’nda Dersim” yazısında, Alevi Kürtlerle Sünni Kürtleri karşı karşıya getirmek için üretilmiş hikayelerin tamamen uydurma olduğunu ve aslında tam tersi bir tabloyla karşı karşıya bulunduğumuzu belgelerle ortaya koyuyor. Şeyh Said’in çevresinde birçok Alevinin olduğunu dile getiren Akyürekli, Dersimli aşiretlerin tavrının da belirtildiği gibi tümüyle karşıt bir noktada olmadığını gösteriyor. Şeyh Said Ayaklanması’nda Alevi aşiretler tıpkı Sünni aşiretler gibi farklı tutumlar takınmışlardır. Ayaklanmayı destekleyenler olduğu gibi karşısında yer alanlar da vardır. Örneğin Alevi Awdelan aşireti ayaklanmaya katılmıştır. Ayrıca Şeyh Said’le birlikte idam edilenler arasında pek çok Alevi bulunmaktadır. Yazara göre, Alevi Xormekan ve Lolan aşiretlerinin isyanın karşısında yer almalarının nedenleri mezhepsel değil, kökleri II. Abdülhamit dönemine kadar uzanan toprak anlaşmazlıkları ve çekişmeleriyle ilgilidir. Dolayısıyla Şeyh Sait Ayaklanması sırasında Dersimli aşiretlerin tavrı konusunda, yaygın kanının çok dışında bir manzarayla karşı karşıya olduğumuzu söyleyebiliriz.
Serhun Al, Mehmet Gürses ve David Romano ile Orta Doğu’nun yeni jeopolitik koşullarında Kürt siyasetinin durumu üzerine çok değerli bir söyleşi yaptı. İki akademisyen, yüz yıllık bir tarihsel perspektif çerçevesinde, Kürtlerin bugünkü durumunu ele alarak çok önemli belirlemelerde bulunuyorlar. Son yıllarda yaşananların ve bunların Kürtler üzerindeki etkisinin anlaşılması açısından mutlaka okunması gereken bir röportaj olduğunu düşünüyoruz.
Derya Bayır, Lozan Antlaşmasının maddelerinin, Kürtlere belirli haklar ve koruma sağlayıp sağlamadığı sorusundan yola çıkarak çok kapsamlı ve önemli bir değerlendirme sunuyor. Ancak yazı sadece bu soruyu ele almıyor. Aynı zamanda, dönemin genel bir portresi çıkarılarak, Londra Konferansından Sevr’e oradan da Lozan’a uzanan süreçte Kürtlerin hak taleplerinin nasıl ve neden yok sayıldığı konusu da açık bir şekilde ortaya konuyor. Bu uzun ve kapsamlı yazıyı bölümler halinde yayınlayacağız. Gelecek sayılarımızda yazının devamı olan bölümleri okuyabilirsiniz.
Nihat Gültekin yazısında, Kürt kültürü ve folkloruna ömrünü adayan köklü Celîl ailesinin mirasını ve 90. yaşına giren saygın Kürdolog Prof. Dr. Celîlê Celîl ile yapılan bir söyleşiyi okura sunuyor. Yazar, Celîlê Celîl’in ilerleyen yaşına rağmen Kürt dilini, müziğini ve tarihini kayıt altına alma konusundaki bitmek bilmeyen çalışma azmini ve ailenin ilham verici serüvenini ele alıyor.
ALİŞAN AKPINAR